Bu noktada şu unutulmamalıdır; ateş düştüğü yeri yakıyor. Doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin büyük çoğunluğu krediyle işletmesini döndürmekte, tüm yaşamsal ihtiyaçlarını edinme konusunda en zor şartlarda ürettikleri mahsullerine umut bağlamakta ve bu ürünlerine kıymet vererek bakmaktadır. Ancak büyük umutlar besledikleri bu mahsullerin birçoğu yukarıda değindiğimiz doğal afetler dolayısıyla yok olup gitmiştir. Doğal afetler bizlere sigorta yaptırmanın önemini bir kez daha göstermiş olup, bu konuda biz çiftçiler de elini taşın altına sokmaya hazırdır; Ülkemizde sıkça yaşanan doğal afetler nedeniyle ürünlerde risklerin tamamı teminat kapsamına alınmalı ve tarım sigortası zorunlu olmalıdır. Hatta bu zorunluluk desteklemelerle ilişkilendirilmelidir.Şimdi, yaraları sarma ve geleceği tekrar planlama vaktidir; ürünü doğal afet ve felaketler yüzünden zarar gören üreticilerimiz tek tek tespit edilerek tarım sigortalı olsun olmasın adaletli bir şekilde ve en kısa sürede zararları karşılanarak üretimlerine devam etmeleri sağlanmalıdır. Çünkü üretici devletine en çok böyle zor zamanlarda ihtiyaç duyar. Yaşanan doğal afetlerden sonra devletin eli zaman geçirmeden zarar gören üreticileri bulmalı, daha önce de olduğu gibi gerekli adımları atmalıdır. Her zaman her koşulda devlet ve millet el ele yürümelidir..
Birlikte atılan her adım tamamlanabilir, sağlam ve kopmayacak bağların daimi olduğunu milletimize hissettirmiştir. Nasıl ki 15 Temmuz gecesi devletin milletine ihtiyacı olduğunda millet, devletini yalnız bırakmadıysa doğal afet sonrasında da zarara uğrayan üreticimiz devletin o şefkatli elini omuzlarında hissetmeyi beklemektedir.” dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: